Atatürk'ü Bir Anlayabilsek

"İNGİLİZ KAFİRLERİNE (GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER) DEYİŞİNİ bir duyabilsek...

İSTANBUL'U, KUDÜS'Ü, KUTSAL TOPRAKLARI VE ANADOLU'YU İŞGAL EDEN LAWRENCE GİBİ AJANLARIYLA ARAPLARI TÜRKLERE DÜŞMAN EDEN KUDÜS'Ü OSMANLILARDAN ALDIKLARINDA (SELAHADDİN EYYUBİ hazretlerinin MÜBAREK KABİRLERİNİ ÇİĞNEYEN ve bugün İSRAİL'E DESTEK VEREN İNGİLİZLERE HİTABEN...

"Dinimizin ve bağımsızlığımızın haini olan İngilizler, Müslümanların en alçak düşmanlarıdır." deyişini bir duyabilsek...

Bakın Mustafa Kemal, batının, Türkler başta olmak üzere, müslüman toplumlara nasıl baktığını da şöyle dile getiriyor;

"Avrupa milletlerinin bizimle ilişkilerinin can damarı, siyasi entrikalardır. Onlar bizi adam saymazlar. Bize karşı vefasızlığı namusa aykırı görmezler. Onlar bizi hayvan gibi görmektedirler."

Bundan dolayıdır ki Mustafa Kemal Avrupalılara hiçbir zaman, güvenmemiş, bu görüşlerini de birçok defa hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak kadar yalın ve sert sözlerle dile getirmiştir.

"Milletimiz namusludur, namuslu muhataplar ister. Avrupalıların namusuna güvenemeyiz... "

ATATÜRK, dini konular hakkındaki görüşlerini öğrenmek isteyen Fransız gazeteci Maurice Perno'ya kesin bir şekilde şu cevapları vermiştir;

"SİYASETİMİZİ DİNE AYKIRI OLMAK ŞÖYLE DURSUN, DİN BAKIMINDAN EKSİK BİLE HİSSEDİYORUZ..."

ATATÜRK, Türk Milleti'nin dindar olmasını ve dini değerlerini muhafaza etmesini şu sözlerle dile getirmiştir;

"Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur. Din vardır ve lâzımdır..."
(Yakınlarından Hatıralar, Asaf İlbay, s. 102)

"Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. "

(Atatürk ve Din Eğitimi, Ahmet Gürbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları , s.32)

Kuran'ın Türkçeye çevrilmesi emrini verirken, Atatürk'ün isteği Müslüman milletinin imanının güçlenmesidir. Bunu ifade ettiği sözleri şöyledir:

"Camilerin mukaddes minberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle Müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur."

(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 1, s. 225)

ATATÜRK, 7 Şubat 1923 tarihinde, Balıkesir'deki Paşa Camii'nde verdiği hutbede kendisini dinleyenlere şunları söylemiştir:

"Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran'daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor."

(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 2, s. 93)

HRİSTİYAN ANZAK ORDUSUNU ÇANAKKALE'YE SALAN İNGİLİZLER, OSMANLILARIN SAYISIZ MEHMETÇİĞİNİ SAYISIZ CEPHELERE GÖNDERMELERİNİ FIRSAT BİLDİLER...KUDÜS FATİHİ SELAHADDİN EYYUBİ HAZRETLERİNİN KABİRLERİNİ TEKMELEDİLER İNGİLİZ ASKERLERİ,

"HAÇLI SEFERLERİ DAHA BİTMEDİ...! İŞTE BİZ GERİ DÖNDÜK...!" dediler...


Atatürk, 24 TEMMUZ 1937 yılında yaptığı bir konuşmada, Türkiye'nin Ortadoğu politikasını şu sözlerle dile getiriyor;

"Arapların arasında var olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. Biz sonuçta birkaç yıl Araplardan uzak kaldık. Ama, kendimize yeteri derece güvenip kudretimizi bildiğimiz için, İslâmiyet'in kutsal topraklarının Yahudiler'in ve Hıristiyanlar'ın egemenliği altına girmesine engel olacağız. Şunu da söylemek istiyorum ki, bu toprakların, Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına izin vermeyeceğiz.

Biz şimdiye kadar dinsiz, İslâmiyet'e saygısız olmakla suçlandık. Ama bütün suçlamalara karşın, Peygamberimizin son arzusunu, yani, KUTSAL TOPRAKLARIN DAİMA İSLÂM EGEMENLİĞİNDE KALMASINI SAĞLAMAK İÇİN HEMEN BUGÜN KANIMIZI DÖKMEYE HAZIRIZ.

Atalarımızın, SELAHADDİN'in yönetimi altında, uğrunda Hıristiyanlarla savaştıkları topraklarda yabancıların egemenliği altında bulunmasına asla izin vermeyecek kadar, Allah'ın inayetiyle güçlüyüz.

Avrupa bu kutsal toprakları işgal etmeye kalkıştığı ilk adımda bütün İslâm dünyasının ayaklanıp harekete geçeceğinden şüphemiz yoktur. "
( Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi,
27. 7. 1937 gün ve 438 A sayılı belge)

Hiç yorum yok:


0
Program ve Dosya Arayın


Web'de Gez Radyo Dinle